Döngüsel Ekonomi

Döngüsel ekonominin önemi

Doğrusal ekonomi sadece tüketimi ve ekonomik büyümeyi odağına alarak kaynakların tüketilmesi, ürünlerin kullanılması ve atılmasını içerir. Buna karşın döngüsel ekonomi, kaynakları daha etkili bir şekilde kullanarak atık üretimini azaltmayı ve kaynak döngülerini sürdürülebilir bir şekilde yönetmeyi amaçlayan bir yaklaşımdır. Bu model, ekonomik büyümeyi ve kaynak tüketimini çevresel etkileri en aza indirgeyerek entegre eder. Döngüsel ekonomi, atıkları değerli kaynaklara dönüştürerek ekonomik, çevresel ve sosyal faydalar sağlar, aynı zamanda uzun vadeli sürdürülebilirlik için önemli bir stratejik çerçeve sunar. Bu yaklaşım, kaynak kullanımının daha akıllıca yönetilmesini, enerji tasarrufunu teşvik etmeyi ve çevresel ayak izini azaltmayı hedefleyerek gelecek nesillere daha sağlıklı bir dünya bırakma amacını taşır.

Sıfır Karbon Eylemlerinin Önemi

Sıfır karbon eylemleri, atmosferdeki karbon miktarını azaltmayı ve net olarak sıfıra indirmeyi hedefleyerek iklim değişikliği ile mücadelede kritik bir rol oynar. Bu eylemler, fosil yakıtların kullanımını azaltarak temiz enerji kaynaklarına geçişi teşvik eder, yeşil teknolojilerin gelişimini destekler ve sürdürülebilir bir gelecek için temel altyapı oluşturur. Sıfır karbon çabaları, ekonomik büyümeyle çevresel sürdürülebilirliği dengelemeyi amaçlamaktadır. Bu açıdan doğal kaynakları koruyup ekosistemleri güçlendirirken gezegenimizin uzun vadeli sağlığını güvence altına almaya yönelik stratejik bir adımdır.

“Karbon nötr” ve “net karbon sıfır” terimleri genellikle iklim değişikliği ile mücadele kapsamında kullanılır, ancak aralarında bazı farklar vardır.

  1. Karbon Nötr:
    • Karbon nötr olmak, bir organizasyonun veya faaliyetin doğaya saldığı karbon miktarını, karbon emisyonlarını azaltma veya dengeleme yoluyla sıfırlamasını ifade eder.
    • Karbon nötr olmak, genellikle karbon ayak izini hesaplayarak ve ardından bu emisyonları azaltarak veya karbon emisyon kredileri gibi mekanizmalar kullanarak dengede tutarak gerçekleştirilir.
  2. Net Karbon Sıfır:
    • Net karbon sıfır olmak, bir organizasyonun veya bir ülkenin net olarak atmosfere saldığı karbon miktarını sıfıra indirmesini ifade eder.
    • Bu, karbon emisyonlarını azaltmanın yanı sıra, kalan emisyonları absorbe eden veya depolayan karbon negatif uygulamaları içerebilir. Örneğin, orman ağaçlandırma projeleri veya karbon emisyonlarını atmosferden çekip depolayan karbon yakalama ve depolama (CCS) teknolojileri gibi.

Özetle, karbon nötr olmak sadece emisyonları azaltmak veya dengelemek anlamına gelirken, net karbon sıfır olmak bu emisyonları tamamen sıfırlamayı ve hatta negatif değerlere düşürmeyi ifade eder. Net karbon sıfır, karbon emisyonlarıyla mücadelede daha kapsamlı bir hedefi temsil etmektedir.

Türkiye Yeşil Taksonomi Yönetmeliği

Türkiye Yeşil Taksonomi Yönetmeliği

Yönetmelik, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine uyumlu ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi, sürdürülebilir yatırımların teşvik edilmesi ve yeşil yıkamanın (greenwashing) önlenmesini hedefliyor. Yeşil Mutabakat Eylem Planı çerçevesinde, hangi yatırımların çevresel açıdan sürdürülebilir olduğunu belirlemeyi ve ortak bir dil ile rehberlik sunmayı amaçlıyor.


Çevresel Hedefler ve Uyumlu Ekonomik Faaliyetler başlıkları, Türkiye Yeşil Taksonomi Yönetmeliği’nin merkezinde yer alıyor. Bu kısımlar, çevresel sürdürülebilirliği destekleyen faaliyetleri belirlemek ve uyumlu ekonomik faaliyetlerin nasıl değerlendirileceğini açıklamak için önemli teknik detaylar içermektedir.

Çevresel Hedefler

Yönetmeliğin 7. maddesinde sıralanan 6 çevresel hedef, sürdürülebilir ekonomik faaliyetlerin değerlendirileceği temel kriterler olarak öne çıkarılmıştır:

  1. Sera Gazı Emisyonlarının Azaltımı (Madde 8): Yenilenebilir enerji üretimi, enerji verimliliğini artırma, karbon yakalama ve depolama teknolojileri gibi faaliyetlerle, Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı’na (NDC) uygun olarak sera gazı emisyonlarının azaltılması amaçlanmaktadır. Düşük karbon teknolojilerine ve altyapısına geçişe katkı sağlayan faaliyetler de bu hedefe uygun kabul edilir.
  2. İklim Değişikliğine Uyum (Madde 9): İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltan veya risklerini minimize eden çözümler geliştirilmesi hedeflenmektedir. Mevcut iklim koşullarıyla uyumlu projeler ve altyapı çözümleri bu kapsamda değerlendirilir. Faaliyetlerin, yalnızca mevcut iklim etkilerine değil, gelecekte beklenen iklim risklerine de uyum sağlaması gerekir.
  3. Su ve Deniz Kaynaklarının Sürdürülebilir Kullanımı ve Korunması (Madde 10): Su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımı, özellikle atık su yönetimi, suyun yeniden kullanımı, deniz ve su ekosistemlerinin korunması gibi konulardaki faaliyetleri içermektedir. Faaliyetlerin insan sağlığı ve ekosistemler üzerindeki olumlu etkileri göz önünde bulundurulmalıdır.
  4. Döngüsel Ekonomiye Geçiş (Madde 11): Kaynak kullanımını azaltan, geri dönüştürülebilir malzeme veya bio-bazlı hammadde kullanımını artıran faaliyetler ve dayanıklı ve onarılabilir ürünler öne çıkmaktadır.
  5. Kirliliğin Önlenmesi ve Kontrolü (Madde 12): Hava, su ve toprakta kirlenmeyi önleyen veya en aza indiren faaliyetler yer alıyor. Ayrıca, insan sağlığı üzerindeki zararlı etkileri en aza indirgemeyi amaçlayan kimyasal madde yönetimi ve üretim süreçleri de bu kapsamda yer almakta.
  6. Biyoçeşitliliğin ve Ekosistemlerin Korunması ile Restorasyonu (Madde 13): Doğal ve yarı doğal ekosistemlerin korunması, bozulmuş ekosistemlerin eski haline getirilmesi ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik faaliyetler, bu hedefin temelini oluşturuyor. Sürdürülebilir arazi ve orman yönetimi de bu başlığa dahildir.

Uyumlu Ekonomik Faaliyetler

Yönetmeliğin 6. maddesinde tanımlanan ve genel şartları 4 madde ile verilen Uyumlu Ekonomik Faaliyetler, çevresel hedeflerle uyumlu ve sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olan faaliyetlerdir:

  1. Çevresel Hedeflere Katkı: Faaliyetlerin, çevresel hedeflerden en az birine önemli ölçüde katkı sağlaması zorunludur.
  2. Başka Hedeflere Zarar Vermeme: Faaliyetler, bir çevresel hedefe katkı sağlarken diğer hedeflere zarar vermemelidir. Örneğin, sera gazı emisyonlarını azaltırken su kaynaklarını kirletmemeli veya kaynak kullanımını artırmamalıdır.
  3. Asgari Sosyal Güvenlik Önlemleri: Faaliyetler, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) standartlarına uygun asgari sosyal güvenlik ve insan hakları önlemlerine uymak zorundadır. Bu, faaliyetlerin sosyal sürdürülebilirliği de desteklemesi anlamına gelir.
  4. Teknik Tarama Kriterlerine Uygunluk: Faaliyetler, yönetmelikte belirlenen Teknik Tarama Kriterlerine uygun olmalıdır. Bu kriterler, ekonomik faaliyetlerin çevresel etkilerinin hem kısa hem de uzun vadeli değerlendirilmesine dayanır.

İncelemesini yaptığımız ve sizler için özetini sunduğumuz mevzuat taslağı ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerine açılmıştır. Taslak mevzuat metnine şuradan ulaşabilirsiniz.

Yeşil Dönüşüm Nedir?

Yeşil dönüşüm, çevresel sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve doğal kaynakların korunması gibi prensiplere dayanır. İşletme ve kurumların ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan sürdürülebilir bir gelecek için dönüşüm sürecidir. İklim değişikliği, doğal kaynakların tüketilmesi ve çevre kirliliği gibi önemli sorunlara çözümler üreterek, gezegenimizi koruma ve yaşanabilir bir çevre sağlama amacını taşır. Yeşil dönüşüm, iş dünyası, hükümetler ve bireyler arasında iş birliğini teşvik ederek, ekonomik büyümeyi sürdürülebilirlikle dengelemeyi ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir dünya bırakmayı hedefler.

Kent Ölçeğinde Sera Gazı Envanterlerinin Belirlenmesi ve Raporlanması için Küresel Protokolün Genel Çerçevesi

Bu çalışmada farklı kentsel faaliyetlerin sera gazı emisyonlarına etkisinin incelendiği GPC standardının genel çerçevesi özetlenmiştir. Şehirler artan nüfusları ve büyüyen enerji tüketimleri ile sera gazı (GHG) emisyonlarının ve aynı zamanda küresel iklim krizinin en önemli kaynağı durumundadır. Birleşmiş Milletler-Habitat’a göre dünya enerji tüketiminin %78’i ve sera gazı (SG) emisyonlarının %60’tan fazlasının şehirlerden kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Bu açıdan iklim değişikliği ile mücadelenin en önemli unsurunu yine kentler oluşturmaktadır. Bu nedenle, kentlerin iklim değişikliğine uyum ve mücadele için yenilikçi çözümler tasarlayıp uygulaması, sürdürülebilir kalkınmayı teşvik ederek emisyonları azaltması ve dirençli şehirlerin oluşturulması gerekmektedir. Paris İklim Anlaşması, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini azaltmak için hükümetlere net hedefler koyarak net sıfıra ulaşılmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu kapsamda belediyelerin emisyonlarını hesaplayacakları ve bunları azaltmanın en etkili yollarını belirleyecekleri bir yol haritası veya rehbere ihtiyaçları bulunmaktadır. Sera gazı protokolü (GHG Protocol) tarafından oluşturulan ve “GPC” olarak bilinen standart bu amaçla en çok kullanılan rehber dokümanlardan biri niteliğindedir. Sıfır karbon hedefine giden yolda ilk eylem güvenilir bir sera gazı envanteri geliştirmekle başlar. GPC, şehirlerin envanter sınırlarını belirledikten sonra BASIC ve BASIC+ olarak ifade edilen iki farklı seviyede raporlama yapabileceklerini ifade etmektedir. Şehir kaynaklı emisyonlar sabit enerji, ulaşım, atık, endüstriyel faaliyetler ve ürün kullanımı, tarım/ormancılık/diğer arazi kullanımı olmak üzere 5 temel başlık altında 3 farklı kapsamda değerlendirilmektedir. Bunların yanında, GPC şehirlerin ölçülebilir ve iddialı emisyon azaltma hedefleri koymalarını, azaltma stratejileri planlamalarını ve ilerlemelerini düzenli aralıklarla takip etmelerini önermektedir.

Kaynak: Mehmet Emin Argun, Selim Doğan, Abdul Wahed Ahmadi, II. INTERNATIONAL CONFERENCE ON SUSTAINABLE CITIES AND URBAN LANDSCAPES: RE-THINKING THE FUTURE OF THE CITIES AND URBAN LANDSCAPES, 2023

Recovery of Waste Tire Chips and Sawdust for Thermal Insulation: Determination of Optimum Waste Mixture

Atık lastikler birçok çevresel soruna neden olmaktadır ve bu nedenle bazı geri kazanım, geri dönüşüm veya yeniden kullanım yöntemlerinin geliştirilmesi yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi açısından önemlidir. Aynı şekilde, talaşlar da ahşap işleme endüstrisinin bir diğer atığıdır. Bu iki atık genellikle büyük miktarlarda üretilmekte ve düşük maliyetle veya ücretsiz temin edilebilmektedir. Isı yalıtım teknolojileri, soğuk günlerde evlerde enerji tüketiminin artması ve sıfır karbon hedefleri nedeniyle giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, farklı parçacık çaplarına sahip atık lastik ve talaş numuneleri, yalıtım için uygun kompozit paneller üretmek için kullanıldı. Termal iletkenlik sabiti açısından deneysel tasarım ile optimum karışım oranları analiz edildi. Sonuçlar, üretilen kompozitin cam yününe kıyasla karşılaştırılabilir bir termal iletkenlik değerine sahip olduğunu gösterdi.

 

   

Kaynak: Mehmet Emin Argun, 3rd International Conference on Sustainable Agriculture and Environment (3rd ICSAE), September 26 – 28, 2016, Warsaw, Poland

KÜLTÜREL KİMLİK VE YENİLENEBİLİR ENERJİNİN KENT MOBİLYASI TASARIMINDA KULLANILMASI: SOLARSEM

Bu çalışmada Konya kentinin kimliğinin oluşmasında önemli bir yeri olan Hz. Mevlana ve Mevlevilik kültürünün bir eseri olan semazen figürlerinden esinlenilerek tasarlanan çok fonksiyonlu kent mobilyası ve işlevleri hakkında bilgi verilmiştir. Solarsem olarak isimlendirilen bu modül tasarımının semazen siluetine sahip olması, güneş panelleri ile enerjisini sağlaması, üretilen enerjinin anlık olarak veya akülerde depolanarak akşam saatlerinde kullanılabilmesi, bank ve sokak lambası işlevlerini birlikte görmesi amaçlanmıştır. Üretilen enerji aydınlatmada kullanılabildiği gibi, akşam saatlerinde siluetin belirginleşmesi için LED ışıklandırmasında, insanların bank üzerinde dinlenirlerken telefon, bilgisayar vb. cihazlarını çalıştırma/şarj etme işlevlerini yapabilmelerinde veya sisteme entegre kent bilgi sistemi gibi bilgilendirme ekranlarının enerjisinin sağlanmasında kullanılabilecektir. Modülün konsepti; Mevleviliğe özgü olan semadan ve sağ eli ile haktan aldığını sol eli ile halka veren anlayıştan gelmektedir. Solarsem’in her iki kolunun üst kısımlarına 150 W gücünde esnek fotovoltaik panellerden (PV) iki adet yerleştirilecek, alt kısmına da aydınlatma amacı ile 100 W gücünde iki adet LED lamba konulacaktır. Solarsem’in aydınlatılması için ana hatları boyunca 6 W gücünde LED lambalar kullanılacaktır. Enerjinin depolanması için 12 V, 150 Ah kapasiteye sahip bir akü Solarsem’in oturma grubunun altındaki hazneye yerleştirilecektir.